Girişimciliğe giden yolda son kurumsal durak

Arzum’dan ayrıldığımda artık girişimci olmak istediğimden emindim. Hatta girişimimin adı bile hazırdı: MYLAB.

MYLAB’ı; ürün geliştirme, ürün yönetimi, inovasyon, üretim ve pazarlama alanlarında yıllar içinde biriktirdiğim deneyimi teknolojiyle birleştiren bir şirket olarak hayal ediyordum. Bir fikri yalnızca ürüne değil, pazarda karşılığı olan başarılı bir iş modeline dönüştürecek; şirketlere fikirden rafa, hatta tüketici deneyimine kadar uzanan bütün yolculukta eşlik edecekti.

Kısacası kafamda yeni bir hayat vardı ama önümde henüz o hayatı mümkün kılacak tek bir müşteri bile yoktu.

Yıllar sonra ilk kez, önümde hazır bir organizasyon, birlikte çalışacağım bir ekip ve her ay hesabıma yatacağını bildiğim bir maaş olmadan kurumsal hayattan ayrılmıştım. İçimde büyük bir heyecan vardı ama bunu tatlı bir endişenin de takip ettiğini itiraf etmeliyim.

Bir başka endişem daha vardı. Kurmayı düşündüğüm şirket benim yıllar içinde biriktirdiğim bütün yetkinliklerimi kullanmama imkân verecek miydi?

Ürün geliştirmeyi, üretimi, pazarlamayı, marka yönetimini, stratejiyi, ekip kurmayı ve liderlik etmeyi seviyordum. Bütün bunlardan sadece birini seçip diğerlerinden vazgeçmek istemiyordum. Yine kutulara sığmakta zorlanıyordum anlayacağınız…

Tam da o günlerde English Home ile bir görüşme ayarlandı.

English Home, ev tekstilindeki güçlü konumunu yeni kategorilerle genişletmek ve müşterilerinin sepet ortalamasını artırmak istiyordu. Küçük ev aletleri, sofra ve mutfak ürünleri gibi alanlara girmek şirket açısından önemli bir büyüme fırsatıydı. Aslında anlatılan ihtiyaç, MYLAB’ın hizmet verebileceği ilk büyük projelerden biri olabilirdi.

Görüşmelere de biraz bu düşünceyle başladım. English Home’a dışarıdan, kendi şirketim üzerinden hizmet verebileceğim bir çalışma modeli oluşturmak istiyordum. Fakat CEO’yu bu modele ikna edemedim. Yapılmak istenen dönüşümün büyüklüğü, şirket içinde süreci yönetecek tam zamanlı bir lidere ihtiyaç duyulduğu düşüncesini yaratmıştı.

Böylece aklımda hâlâ girişimcilik hayali varken, yeniden yönetici olarak kurumsal hayata döndüm.

Bugünden geriye baktığımda bunun girişimcilikten vazgeçmek değil, ona hazırlanmak için verdiğim son mola olduğunu çok daha net görebiliyorum.

English Home’daki görevim yalnızca yeni ürünleri raflara koymaktan ibaret değildi. Üç yeni kategori yaratmak, bu kategorilerin stratejilerini belirlemek, ekiplerini kurmak, ürün portföylerini oluşturmak, tedarik ve ürün geliştirme süreçlerini tasarlamak ve bütün bu yapının şirketin ana büyüme stratejisiyle uyumlu çalışmasını sağlamak gerekiyordu.

Yine sıfırdan bir şey kuracaktım. Üstelik bu kez güçlü bir markanın içinde, markanın mevcut müşterisini ve kimliğini koruyarak yeni iş alanları yaratacaktım.

Ekim 2023’te English Home mağazalarında küçük ev aletleri satılmaya başladı. Ardından sofra ve mutfak ürünlerindeki genişleme geldi. Yeni kategoriler büyüdükçe ürün sayısı, ekip, operasyon ve sorumluluk alanımız da büyüdü.

Yaklaşık iki buçuk yılın sonunda, oluşturduğumuz yeni kategoriler English Home’un toplam cirosunun yaklaşık yüzde 25’ini üretir hale gelmişti.

Bu sonuç benim için yalnızca finansal bir başarı değildi. Yıllar boyunca farklı şirketlerde edindiğim ürün geliştirme, üretim, pazarlama, strateji ve liderlik deneyiminin aynı hedef için birlikte çalıştığında nasıl bir değer yaratabildiğini bir kez daha görmüştüm. Bir şirketin büyümesi için yeni kategoriler yaratmanın yalnızca ürün seçmek olmadığını; tüketiciyi, markayı, fiyatı, kanalı, tedariki, ekibi ve finansal modeli aynı anda yönetmek gerektiğini yeniden deneyimlemiştim.

Ama English Home yıllarının bana kazandırdığı yalnızca yeni kategoriler ve başarılı iş sonuçları olmadı.

Ben English Home’a girerken zihnimde tek bir girişim vardı: MYLAB.

English Home’dan ayrılmaya hazırlanırken ise artık iki girişim fikrim vardı.

İkincisinin adı Platin Yaka idi.

Platin Yaka fikri, yoğun çalışma hayatımın arasında masa başında yavaş yavaş kimlik kazanmaya başlamıştı. Deneyimli liderlerin yıllar boyunca biriktirdikleri bilgi ve deneyimi kurumlara, girişimlere ve yeni nesil yöneticilere aktarabilecekleri yeni bir çalışma modeli hayal ediyordum.

Önce değerlerini yazdım. Sonra vizyonunu, misyonunu, hedef kitlesini ve personasını…

Platin Yaka, zihnimde dolaşan bir fikir olmaktan çıkıp kâğıt üzerinde yaşayan gerçek bir iş modeline dönüşmeye başlamıştı. Deneyimli yöneticileri mentorluk, koçluk, danışmanlık ve fractional liderlik modelleriyle şirketlerle buluşturacak; deneyimi emeklilikle kaybolan bir değer olmaktan çıkarıp yeniden ekonomiye kazandıracaktı.

MYLAB ise fikirden rafa uzanan ürün yolculuğunda şirketlerin yanında olacak; ürün geliştirme, inovasyon, sourcing, üretim, fiyatlandırma, konumlandırma ve pazara giriş süreçlerini uçtan uca yönetecekti.

Aslında yıllar önce kendime sorduğum sorunun cevabını da bulmuştum: Kuracağım şirket bütün yetkinliklerimi kullanmama izin verecek miydi?

Tek bir şirket belki vermeyecekti.

Ama iki şirket verebilirdi.

English Home’a başlarken girişimcilik hayalimi biraz ertelediğimi düşünüyordum. Oysa yaklaşık üç yılın sonunda anladım ki o hayali ertelememiş, olgunlaştırmıştım. English Home benim kurumsal hayata dönüşüm değil, girişimciliğe hazırlanırken geçtiğim son ve en öğretici duraktı.

Arzum’dan ayrılırken kendimi özgürleştirmiştim.

English Home’dan ayrılırken ise yalnızca özgür değil, hazırdım.