Girişimcilik Yolculuğum

English Home’da çalışırken MYLAB fikri olgunlaşmaya devam ediyordu ama zihnimde başka bir soru daha dolaşmaya başlamıştı:

Ben kurumsal hayattan ayrıldıktan sonra ne olacaktı?

Aslında bu soruyu yalnızca kendim için sormuyordum. Benim gibi yıllarca üretmiş, öğrenmiş, öğretmiş, ekipler kurmuş, şirketler büyütmüş ve zor kararlar almış liderlere ne oluyordu?

Beyaz yakalı çalışma hayatı sona erdiğinde bütün bu insanlar gerçekten çalışma hayatının da sonuna mı geliyordu?

Ben buna inanmıyordum.

Çünkü kendimi biliyordum. Üretmekten, öğrenmekten ve öğretmekten vazgeçmek istemiyordum. Bir unvanım ya da büyük bir ekibim olmadan da çalışmaya, değer yaratmaya ve deneyimimi paylaşmaya devam etmek istiyordum. Benim gibi düşünen çok sayıda lider olduğundan da emindim.

Yıllar boyunca çok önemli sorumluluklar üstlenmiş, büyük ekipler yönetmiş, krizlerden geçmiş, şirketleri dönüştürmüş ve sektörlerinde iz bırakmış bu insanların bir gün kurumsal hayattan ayrılarak atıl kalması bana büyük bir kayıp gibi geliyordu.

Üstelik kaybedilen yalnızca bireysel birikim değildi.

Şirketler, girişimler ve ülke ekonomisi açısından da çok kıymetli bir deneyim kullanılmadan bekliyordu.

Diğer tarafta ise çok iyi bildiğim başka bir dünya vardı.

Otuz yılı aşan iş hayatım boyunca büyük kurumsal şirketlerle olduğu kadar sanayi şirketleri, KOBİ’ler ve girişimlerle de çalıştım. Onların ne kadar büyük hayalleri olduğunu ama çoğu zaman bu hayalleri gerçekleştirecek doğru deneyime zamanında ulaşamadıklarını gördüm.

Bir girişimin çok iyi bir fikri olabiliyor ama ürünü nasıl konumlandıracağını, doğru fiyatı nasıl belirleyeceğini veya pazara nasıl çıkacağını bilmiyor.

Bir KOBİ yıllardır başarılı şekilde üretim yapıyor ama markalaşma, dijital dönüşüm, kurumsallaşma, finans, insan kaynakları ya da yeni pazarlara açılma konusunda deneyimli bir lidere ihtiyaç duyuyor.

Bir aile şirketi büyümek istiyor ama yeni kuşağa geçişi nasıl yöneteceğini bilmiyor.

Bir teknoloji şirketi güçlü bir ürün geliştiriyor ama satış, pazarlama ve globalleşme tarafında eksik kalabiliyor.

Bazen de şirket sorunun ne olduğunu biliyor ama çözümü hayata geçirecek kişiyi bulamıyor.

Bu şirketlerin her ihtiyaç için tam zamanlı, üst düzey bir yönetici istihdam etmeleri ise çoğu zaman mümkün değil. Bazen buna bütçeleri yetmiyor, bazen ihtiyaçları zaten haftanın beş günü çalışacak bir yönetici gerektirmiyor. Onların ihtiyacı doğru deneyime, doğru zamanda ve ihtiyaçları kadar ulaşabilmek.

Bir tarafta deneyimini paylaşmak ve üretmeye devam etmek isteyen liderler…

Diğer tarafta büyümek için bu deneyime ihtiyaç duyan şirketler ve girişimler…

Aslında yapılması gereken çok açıktı: Bu iki tarafı güvenilir bir yapının içinde buluşturmak.

Platin Yaka fikri tam olarak böyle doğdu.

DÜNYADAKİ MODELLERİ ARAŞTIRMAK

Fikrin ilk şekillenmeye başladığı dönemde dünyadaki expert network yapılarını araştırdım. GLG, AlphaSights ve Third Bridge gibi büyük uzman ağlarının şirketleri, yatırımcıları ve danışmanlık firmalarını ihtiyaç duydukları sektör uzmanlarıyla nasıl buluşturduklarını inceledim.

Bu platformlar çok önemli bir problemi çözüyordu: Her şeyi bilmek mümkün değildi ama doğru kişiye ulaşarak doğru bilgiye daha hızlı erişmek mümkündü.

Uzmanlarla yapılan bire bir görüşmeler, şirketlerin pazarları anlamasına, varsayımlarını doğrulamasına ve daha iyi kararlar vermesine yardımcı oluyordu. Dünyada bilginin yanı sıra gerçek saha deneyimine erişimin de başlı başına bir ekonomik değer haline geldiğini gördüm.

Ama benim hayalim yalnızca bir “uzmanla görüşme platformu” kurmak değildi.

Türkiye’deki KOBİ’lerin, sanayi şirketlerinin, aile şirketlerinin ve girişimlerin ihtiyaç duyduğu şeyin çoğu zaman bir saatlik bilgi aktarımından daha fazlası olduğunu biliyordum.

Bazen bir mentora, bazen bir yönetici koçuna, bazen birkaç ay boyunca şirkete eşlik edecek bir danışmana ihtiyaçları vardı. Bazen de şirkette tam zamanlı çalışmadan yönetim sorumluluğu üstlenecek deneyimli bir CMO, CFO, CTO ya da başka bir fonksiyon lideri gerekiyordu.

Bugün fractional leadership, yani parçalı liderlik olarak adlandırılan bu model, deneyimli bir yöneticinin zamanının ve uzmanlığının belirli bir bölümünü bir şirkete ayırmasına dayanıyor.

Şirket ihtiyaç duyduğu üst düzey liderlik deneyimine tam zamanlı bir istihdam yaratmadan ulaşabiliyor. Lider ise yıllar içinde biriktirdiği deneyimi tek bir kuruma bağlı kalmadan, farklı şirketlerde gerçek bir etki yaratmak için kullanabiliyor.

Ben dünyadaki expert network yaklaşımını Türkiye’nin ihtiyaçlarıyla birleştirmek istiyordum.

Mentorluk, koçluk, danışmanlık ve fractional liderlik aynı çatı altında sunulmalıydı. Bunun yalnızca teknolojik bir platform değil, güvene dayalı güçlü bir topluluk olması gerektiğine de inanıyordum.

Çünkü liderlik deneyimi bir özgeçmişte yazan şirketlerden ve unvanlardan ibaret değildi.

Kriz anında nasıl karar verdiğiniz, başarısız olduğunuzda ne öğrendiğiniz, bir ekibi nasıl ayağa kaldırdığınız, dönüşüme direnen bir organizasyonu nasıl harekete geçirdiğiniz ve zor zamanlarda insanlara nasıl liderlik ettiğiniz de bu deneyimin bir parçasıydı.

Bunları bir araya getirince Platin Yaka’nın yalnızca bir eşleştirme platformu olmaması gerektiği netleşti.

Platin Yaka, deneyimin yeniden değer ürettiği bir liderlik platformu olmalıydı.

NEDEN PLATİN YAKA?

İsim ararken beyaz yaka kavramından yola çıktım.

Yıllar boyunca kurumsal hayatın içinde çalışan, sorumluluk alan, üreten ve yöneten insanları beyaz yakalı olarak tanımlıyorduk. Ama kariyerinin olgunluk dönemine gelmiş, yılların deneyimini taşıyan ve artık bu deneyimi farklı kurumlarla paylaşabilecek liderleri aynı kavramla anlatmak bana yeterli gelmiyordu.

Onların yakası artık beyaz değil, platindi.

Çünkü deneyim zaman içinde biriken, işlendikçe değerlenen ve paylaşıldıkça çoğalan kıymetli bir varlıktı.

Böylece platformun adı da kimliği de netleşti: Platin Yaka – Deneyimin Yakası.

İKİ TARAFI DA BÜYÜTEN BİR PLATFORM

Platin Yaka’nın benim için en kıymetli tarafı, iki yönlü değer üreten bir platform olması.

Bir tarafta kurumsal hayattan ayrılmış ya da bağımsız çalışmaya başlamış deneyimli liderler var. Bu liderler Platin Yaka sayesinde üretmeye, öğrenmeye, öğretmeye ve yeni insanlarla birlikte değer yaratmaya devam ediyor.

Diğer tarafta ise ihtiyaç duyduğu deneyime daha hızlı ve daha esnek biçimde ulaşan kurumlar, KOBİ’ler ve girişimler var. Aylarca doğru yöneticiyi aramak veya henüz ihtiyaç duymadığı tam zamanlı bir organizasyon kurmak yerine, belirli bir problem için doğru liderle çalışabiliyorlar.

Biri için yılların birikimini yeniden değer üretir hale getiriyoruz.

Diğeri için yıllarca edinilmesi gereken deneyimi, ihtiyaç duyulduğu anda erişilebilir kılıyoruz.

Bu nedenle Platin Yaka’yı yalnızca ticari bir girişim olarak görmedim. Bence bu platform aynı zamanda deneyimin kaybolmasını önleyen, kuşaklar ve kurumlar arasında aktarılmasını sağlayan bir etki modeli.

Üstelik bu ilişki tek yönlü de değil.

Deneyimli liderler yalnızca öğretmiyor; yeni nesil girişimcilerden, teknolojiden, farklı iş modellerinden ve birbirlerinden öğrenmeye devam ediyorlar. Girişimler yalnızca tavsiye almıyor; yıllarca büyük şirketlerde çalışmış liderlerin dünyaya yeniden ve farklı bir yerden bakmasını sağlıyorlar.

Tam da benim sevdiğim gibi:

Üretirken öğreniyor, öğrenirken öğretiyor, öğretirken birlikte büyüyoruz.

BİR FİKİRDEN LİDERLİK PLATFORMUNA

Platin Yaka önce masa başında yazdığım birkaç cümleydi.

Sonra değerleri, vizyonu, misyonu, hedef kitlesi ve iş modeli oluştu. Ardından ilk liderler geldi. Her yeni katılımcıyla platformun uzmanlık alanları genişledi, topluluğun ortak aklı büyüdü.

Bugün Platin Yaka; farklı sektörlerden C-seviye liderleri, yönetim kurulu üyelerini, girişimcileri, yatırımcıları ve fonksiyon uzmanlarını aynı çatı altında buluşturan bir liderlik platformu.

Şirketler ve girişimler platform üzerinden mentorluk, yönetici koçluğu, danışmanlık ve fractional liderlik hizmetlerine ulaşabiliyor. İhtiyaca göre bir saatlik görüşmeyle başlayan bir ilişki, uzun süreli bir dönüşüm projesine ya da yönetim sorumluluğu içeren bir liderlik modeline dönüşebiliyor.

Ama rakamların ve iş modellerinin ötesinde, Platin Yaka’nın özünde hâlâ ilk gün kendime sorduğum o soru var:

Yıllar boyunca biriktirdiğimiz deneyime, beyaz yakalı hayatımız sona erdiğinde ne olacak?

Benim cevabım artık çok net:

Atıl kalmayacak.

Başka bir şirketin büyümesine, bir girişimcinin doğru karar vermesine, genç bir yöneticinin yolunu bulmasına, bir KOBİ’nin dönüşmesine ya da bir liderin kendisini yeniden keşfetmesine yardımcı olacak.

Ben Platin Yaka’yı, kendim gibi üretmekten, öğrenmekten ve öğretmekten vazgeçmek istemeyen liderler için kurdum.

Ama aynı zamanda, doğru deneyime ulaşamadığı için yavaşlayan, yanlış kararlar veren veya potansiyelini gerçekleştiremeyen şirketler ve girişimler için de kurdum.

Platin Yaka’nın iki tarafı da bu nedenle birbirinden çok kıymetli.

Çünkü deneyim, ancak paylaşıldığında gerçek değerine ulaşıyor.

Ve biz Platin Yaka’da yalnızca deneyimi paylaşmıyoruz.

Deneyimin gücüyle birlikte büyüyoruz.